top of page

BÖLÜM 32

MÜMİNLERDE TOPARLANMA

 

Medine’den gelen 6-8 kişilik heyet ile yapılan görüşmeler olumlu neticelenmiş ve heyettekilerin tamamı Hz.Muhammed’in@ davet ettiği İslam / Barış topluluğu sistemini kabul etmişlerdir. Heyettekiler Zariyat Suresi ile verilen mesajları gayet iyi anlamışlar ve kendi toplumlarına bu mesajları ulaştırmak için Medine’nin yolunu tutmuşlardır.

Onların Hz.Muhammed’in@ yaptığı teklifi kabul etmeleri ve iman etmeleri hususunda getirdikleri müjdeli haberler Mekke’deki müminlerde büyük bir umut yaratmıştır. Hz.Muhammed@ Rabbinin  vaadini gerçekleştireceğinin en kuvvetli işaretini verdiğini anlamış ve artık bu hareketin yürüme zamanının geldiğini görerek yüzü gülmektedir.

Cenab-ı Hak Mekkelilerin şirki terk edip tevhide girmemeleri halinde kıyametlerinin yakın olduğunu bildirmek için yine elçisine vahyederek onları uyarır. O, Hakkın hakim olmasının kaçınılmaz oluşunu vurgulayan mesajında Semud ve Ad milletlerinin de şirk sisteminde ısrar etmeleri nedeniyle tepelerine inen felaketlerle yok oluşlarından kinaye olarak Mekkelilerin de inatçılığı bırakmamaları halinde büyük felaketlerle yok olacaklarına işaret eder. Nasıl ki, Semud kavmi büyük bir sarsıntı ile yıkıldı ise Mekke’yi de Medine’den gelecek büyük bir sarsıntı beklemektedir. Aynı şekilde Ad kavminin büyük bir fırtına sonucu yıkılmasının benzerini Medine yönünden müminlerin koparacağı kasırga ile Mekkeliler de yaşayacaktır.

Cenab-ı Mevla, Firavun ve önceki medeniyetlerin de Mekkeliler gibi günah üstüne günah işledikleri ve kendilerine gönderilen uyarıcı elçilerin ikazlarına kulak tıkadıkları için yerin dibine geçirildiklerinden bahisle Mekkelilerin akıbetinin onlarınkinden farklı olmayacağına işaret eder. Nasıl ki Hz.Nuh @ döneminde sular kabardığında elçilerinin davetine icabet etmeyenlerin sulara gark olduysa Hz.Muhammed’in@ gemisine binmeyen Mekkelilerin de şirk bataklığında boğulacaklarını bildirir.

 

Rahman Rahim Allah Adına

1-12- Kesin gerçekleşecek olan! Evet nedir o gerçekleşecek olan? Gerçekleşecek olanı sen nereden bileceksin? İşte Semûd ve Âd milletleri de (tepelerine inecek) o anî felaket haberini yalan saymışlardı. Bunlardan Semûd o korkunç sarsıntı ile yok edildi. Âd ise azgın bir kasırga ile imha edildi. Allah, onların kökünü kurutmak üzere üzerlerinde o kasırgayı yedi gece sekiz gün estirdi; öyle ki insanların (kökünden şökülmüş) hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürdün. Şimdi onlardan geri kalan bir şey görebilir misin? Firavun da ondan öncekiler de altüst edilip yerin dibine geçirilenler de hep günah üstüne günah işlemişlerdi. Rabblerinin elçisine isyan ettiler, Allah da onları şiddetli cezaya çarptırdı. Unutmayın ki (Nuh zamanında), sular taştığı vakit, sizi gemide Biz taşımıştık!  Onu sizin için hem bir ibret vesilesi kılalım hem de can kulağı ile dinleyenler ders alsınlar diye böyle yapmıştık. (Hakka Suresi 1-12)

 

Nasıl ki Kıyamet vaktinin geldiğinde artık dünya yaşamının sona erdiğini ilan eden düdük öttürüldüğünde, yeryüzü ve dağlar paramparça edilecek, gökyüzü parçalanıp dağılacak ve yaşananların hesabını vermek için Yüce Mahkeme kurulacak ve Hakimler Hakimi Rabbimizin huzurunda  herkes duruşmaya alınacaksa, aynı şekilde vakti saati geldiğinde Medine’de kurulacak İslam Devleti de Mekke Şirk sistemini paramparça edecek ve yaptıklarının hesabını soracağı mahkemeyi kuracak ve müşrik Mekkelilere hesap sormak için yüce divan kurulacaktır.

Bunun en büyük işareti, Hz. Muhammed’i@ Medine’nin en büyük makamına taşıyacak sekiz Medinelinin Mekke’de onunla görüşmüş olmasıdır. Artık Hz.Muhammed@ Medine’nin Başkanlığına doğru yol almaktadır. Mekkelilere hesap sorma zamanı geldiğinde O’nun yanında yer almış sağduyu sahibi kişiler cennet gibi bir yaşama kavuşacaklardır. Tıpkı ahirette akıllarını kullanmış sağduyulu davranmış müminlerin cennette ağırlanmaları gibi. Ama Hz.Muhammed’in@ karşısında yer almış inkarcılar  / akıllarını kullanmayan / sol duyu sahibi olanlar hiç istemedikleri ölümü tekrar isteyeceklerdir. Yaptıklarının hesabını vermeyi hiç arzu etmeyeceklerdir.

 

13- 27- Artık sûra kuvvetle üflendiğinde, yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp bir tek darbe ile çarpılıp paramparça edildiğinde, işte o gün olan olur, (kıyamet o gün kopar!) O gün gök yarılır, parçalanır, çünkü o gün iyice güçten düşer. Melekler de göğün etrafındadırlar. O gün Rabbinin Arş’ını, sekiz melek taşır. O gün hesaba çekileceksiniz; en gizli işiniz (bile) gizli kalmayacak. Sicili sağ eline tutuşturulan, haykıracak: “Gelin, hepiniz gelin! Şu sicilimi okuyun! Zaten ben hesabımla karşılaşacağımı biliyordum!” der. O artık mutluluk veren bir yaşam içindedir. (Yaptıklarının) meyvelerine kolayca ulaşabileceği çok güzel ve pek kıymetli cennet bahçelerindedir. Kendilerine şöyle denilir; “Geçmiş günlerinizde yaptığınız güzel işlerden dolayı afiyetle, yiyin, için!” Sicili sol eline tutuşturulana gelince; (o) “Eyvah!” diye feryad edecek, “Keşke sicilim bana gösterilmeseydi, (keşke) şu hesabımı görmemiş olsaydım! Keşke bu (ölümüm) benim sonum olsaydı!” (Hakka Suresi 13-27)

 

Nasıl ki ahiretteki Yüce Mahkemede hesaba çekilen inkarcı zalimler suçluluğu kesinleştikten sonra bu dünyada iken sahip olduğu mal, servet, makam ve iktidarının kendisine fayda vermediğine tanık olacak ve tutuklanıp elleri bağlanacak ve zincirlere vurulup cehennem azabına atılacak ise Hz.Muhammed’in@ Başkanlığındaki Medine İslam Cumhuriyetine yenilecek Mekke’nin müşrik kodamanları da iman etmedikleri takdirde ya sürgün edilecekler, ya ölümle cezalandırılarak azaba duçar edileceklerdir. Onların ne malları ne servetleri ve ne iktidarları kendilerine bir fayda sağlamayacaktır. Zira tüm zalim nankörler bu tür muameleyi hem ahirette hem de bu dünya da hak ediyorlar. Onların bu dünya hayatında yaptıkları yanlarına bırakılacak türden değildir. Onlar ilahi değerleri tanımıyorlardı, Allah’a inanmıyorlardı, fakirleri doyurmayı istemedikleri gibi başkalarının yardımına da engel oluyorlardı, onların hiçbir erdemli işleri yoktu. Şimdi onların burada ellerinden tutacak ve onlara yardım edecek hiçbir dostları olmayacağı gibi onların burada ki yiyecekleri pislikten başka bir şey olmayacaktır. Devrildikten sonra Mekke’nin azgın inkarcılarına kimse sahip çıkmayacak ve onların çok zor bir geçimleri olacaktır.

 

28-39- “Servetim, malım bana fayda etmedi! Bütün gücüm, iktidarım yok oldu gitti!” der.  (Ona denilir ki) “Tutun bağlayın onu, kelepçeleyin! Sonra da onu cehenneme fırlatın. Onu, yetmiş arşın uzunluğundaki zincire vurun!” Çünkü o, yüce Allah’a inanmazdı. Çünkü o, fakiri doyurmayı teşvik etmezdi. Bugün artık burada O’nun ne bir dostu var. Ne de pislikten başka bir yiyeceği. Onu, suçlulardan başkası yemez. Evet! Görebildiğiniz her şeyi tanıklığa çağıracağım, bütün göremediklerinizi de! (Hakka Suresi 28-39)

 

Bütün bunlar gerçekleşecektir. Bu okunanlar hayal aleminde gezen bir şairin sözü değildir. Bunlar atıp tutan bir kâhinin sözü de değildir. Bu vaatler Kerim bir elçinin ağzından çıkmaktadır. O da bu sözleri ve vaatleri kendiliğinden uydurmamakta, Alemlerin Rabbinden almaktadır. Zaten kendisi uydursaydı şimdiye kadar hiçbir gücü kuvveti kalmaz, perişan olur, öldürülür ve bir kenara atılırdı. Fakat O Allah’ın korumasında ve kendisine vaad edilen de adım adım gerçekleşmektedir. O Allah’ın yardım ve inayeti sayesinde imkansızı başarmaktadır. Onun söylediği şeyler mutlak hakikatlerdir. Bunları neden düşünmüyorsunuz? Şayet biraz erdemli olsanız bunları düşünürdünüz ve bu uyarıları dikkate alırdınız. Bu dünya ve ahirette başına gelebileceklerden kendini korumak isteyen takvalı kimseler bu uyarılara kulak vermektedirler.

 

40-52-Bu Kur’an, pek kerim bir Resulün sözüdür. O, bir şairin sözü değildir, Ne kadar az inanıyorsunuz.! O bir kâhinin sözü de değil! Ne kadar az düşünüyorsunuz! O, Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Eğer o Resul bizim adımıza birtakım sözler uydursaydı, onun gücünü kuvvetini alır ve sonra da onun şah damarını keserdik. Sizden kimse de buna mâni olamazdı. Şüphesiz o muttakiler için bir öğüt ve uyarıdır. Elbette sizden bazılarının Peygamberi “yalancı” saydığını biliriz. Ama bu reddediş o kâfirler için büyük bir pişmanlık olacaktır, çünkü o, mutlak hakikattir! O halde, (ey şanlı Elçi)! Haydi sen de Rabbinin yüce adını zikret! (Hakka Suresi 40-52)

bottom of page