top of page

BÖLÜM 30

HAYBER ÇEVRESİ FETİHLERİ

 

30.1. Fedek’in Fethi (Haziran 628)

Fedek küçük bir Ya­hudi yerleşimiydi. Fedekliler, her fırsatta Hayberlilerle ve Gatafanlılarla birlikte Medine'ye saldıran topluluklar içerisinde yer almışlardı.

Hayber’in Fethi öncesinde Hz.Muhammed@ Fedeklilere elçi göndermiş ve onların teslim olmalarını istemişti. Fakat onlar teslim olmayı reddetmişlerdi. Zira fetih öncesinde herkesin Hayber’in fethedilemeyeceği düşüncesi onlarda da hâkim olan bir düşünceydi.

Cenab-ı Hak fethi nasip edince Fedeklileri büyük bir korku kapladı. Hayber’den sonra Medine İslam Ordusunun kendi üzerlerine gelmesinin mutlak olduğunu anlayan Fedekliler hemen peygamberimize bir heyet gönderdiler ve anlaşma yoluna gittiler. Anlaşma için yapılan görüşmelerden sonra Hayber Yahudileri ile yapılan anlaşma şartlarında bir anlaşmayı kabul ettiler. Savaşsız fethedilen Fedek, Hz.Muhammed’e / Cumhuriyete ait oldu ve buradaki ganimetten mücahitlere herhangi bir pay verilmedi.

HARİTA 41.png

Harita 41: Fedek Heyetinin Teslimiyet İçin Hayber’e Gelmeleri (https://www.wpmap.org/map-of-saudi-arabia/saudi-arabia-physical-map-gif/

30.2. Vadi’l Kura’nın Fethi (Haziran 628)

Vadi'l-Kuralılar da Hayberliler ve Fedekliler gibi Medine İslam Cumhuriyeti aleyhine faaliyetlerde bulunmuşlardı. Bu nedenle Medine İslam Ordusu Hayber’den çıkarak Vadi’l Kura üzerine yürüdü. Hz.Muhammed@ onlara teslim olmalarını ve barış anlaşması yapmayı teklif etti. Fakat onlar bu teklifi (ok atarak)  reddettiler ve savaşmayı tercih ettiler. Savaşın başlangıcında geleneğe uygun olarak yapılan ikili çarpışmalar oldu ve bu çarpışmalarda Yahudiler 12 kişi kaybettiler.

Hz.Muhammed@ ise ısrarla onları teslim olmaya davet etmesine rağmen onlar O’nun tekliflerini reddettiler. Nihayet savaşın ikinci (ya da dördüncü günü) günü Vadi’l Kuralılar teslim olmaya razı oldular ve silahlarını bıraktılar. Hz.Muhammed@ Hayberlilerle yapılan anlaşmanın aynısını Vadil Kuralılarla da yaptı.

HARİTA 42.png

Harita 42:İslam Ordusunun Vadi’l Kura Seferi (https://www.wpmap.org/map-of-saudi-arabia/saudi-arabia-physical-map-gif/

30.3. Teyma’nın Fethi (Haziran 628)

Vadi’l Kura ele geçirildikten sonra Hz.Muhammed@ Ordusu ile birlikte orada dört gün kaldı. Bu süreçte Teymalılar sıranın kendilerine geldiğini ve direnmenin boşuna olduğunu anladıkları için anlaşma yapmak için elçilerini Vadi’l Kura’ya gönderdiler.

Hz.Muhammed@ Teymalılarla da anlaşma yaparak Yahudilerin egemen oldukları bölgenin tümünü Medine İslam Cumhuriyeti’nin sınırları içerisine kattı. Daha da önemlisi Yahudilerin Medine’yi kuzeyden aldıkları kumpası yok etti. Artık bundan sonra hedef Mekke olacaktı ve Mekke’nin gelecekte fethedilmesinin önündeki en önemli engel kalkmış oldu.

Allah'ın kendilerine Fetih Suresi ile vaat ettiği “yakın fethin” birinci basamağını tamamlayan Hz.Muhammed@ komutasındaki Medine İslam Ordusu Medine'ye dönüş hazırlıklarına başladı.

HARİTA 43.png

Harita 43:Teyma Heyetinin Teslimiyet İçin Vadi’l Kura’ya Gelmeleri  (https://www.wpmap.org/map-of-saudi-arabia/saudi-arabia-physical-map-gif/

30.4. Hayber’in Fethinden Sonra Medine’deki Gelişmeler

30.4.1- Hz.Cafer ve Habeşistan Muhacirlerinin Gelişi

Hayber’in fethi sırasında Habeşistan’da bulunan Muhacir müminler Hz. Cafer liderliğinde Medine’ye döndüler. ([1]) Habeşistan heyetinin içerisinde bizzat Necaşi’nin gıyabi olarak Hz.Muhammed@ ile nikahlarını kıydığı Hz.Ümmü Habibe de yer almaktaydı.

Hz.Ümmü Habibe Ebu Süfyan’ın kızıydı ve kocası orada ölünce dul kalmıştı. Şimdi ise Hz.Muhammed’in@ zevcesi olmuştu. Böylece Hz.Muhammed@ Ebu Süfyan’ın damadı olurken Hz. Hamza’nın şehadetine sebep olan ve kalbini / ciğerini yemeye çalışan Hind ise Hz.Muhammed’in@ kayın validesi olmuştu.

Hayber seferi öncesi Hz. Ümmü Habibe için peygamberimizin zevcelerinin odalarının yanına bir oda inşa edilmişti. Hz. Ümmü Habibe validemiz kendisi için hazırlanan odasına yerleştirildi. Bu evlilik, Mekke Yönetiminin Medine’ye karşı yumuşamasına neden olacak ve Mekke’nin kan dökülmeden / savaşsız fethine giden yolda önemli bir adımı oluşturacaktı.

 

30.4.2- Mısır Kralına gönderilen Elçinin Dönüşü

Mısır Kralı (Mukavkıs) Hz.Muhammed’in@ Elçisi ile birlikte çeşitli hediyeler gönderdi. Bu hediyeler; İki cariye (Mariye ile kızkardeşi Şirin), bin miskal altın, bir katır, bir merkep, yirmi kat Mısır işi ince elbise, bal, sarık, koku, baston vb. çeşitli hediyelerden oluşuyordu.

Hz.Muhammed@ Mariye’yi azat ederek kendisine nikahladı. Fakat Mescidin yanında boş oda olmadığı için Medine içerisinde bir eve yerleştirildi.

Hz.Muhammed’in@ Hz.Mariye’yi (Mary) nikahlamasının sebebi, Mısır Kralının jestine jest ile karşılık vererek onu first laydi yapmasıydı. Böylece Mısır Yönetiminin Medine İslam Cumhuriyetine karşı düşmanlığı sözkonusu olmayacaktı. Her iki yönetimin birbirlerine karşılıklı jestlerle karşılık vermesi sonucunda Hz. Ömer döneminde Mısır’ın fethi de çok kolay olmuştur.

30.4.3- Sasanilerin Ninova’da büyük bir bozguna uğradıklarının haberinin gelmesi

Hayber’in fethini müteakiben müminler müjde üzerine müjdeler almaktaydılar. Bunlardan birisi de Sasani İmparatoru 2. Hüsrev’in ordusu Bizans’a karşı Ninova’da yaptığı meydan savaşını kaybetmesi haberiydi. Medine İslam Cumhuriyeti’nin bölgede büyümesini istemeyecek devletlerin başında Sasani İmparatorluğu gelmekteydi. Şimdi ise Bizans karşısında aldıkları mağlubiyetle onlar Medine İslam Cumhuriyeti için tehdit olmaktan çıkmış bulunuyorlardı. Onların bundan sonra artık kendi dertleri ile uğraşacakları açıktı. Zira İstanbul’a kadar gerçekleştirilen büyük fetihlerden sonra peşpeşe yaşanan mağlubiyetlerin faturasının 2. Hüsreve çıkarılacağı ve uzun sürecek taht kavgaları ile imparatorluğun yıkılacağını tahmin etmek zor değildi. Bu durumda Medine İslam Cumhuriyetine kuzey-doğudan ve güney-batıdan (Sasani hakimiyetindeki Yemen’den) muhtemel bir saldırının gelmesi olası gözükmüyordu. Bu nedenle Sasani kralının Hz.Muhammed’in@ mektubunu götüren elçiye kötü davranması ve mektubu yırtması haberini getiren elçiye bu kralın sonunun iyi olmayacağı bilgisini Allah elçisi söylemişti. Olayların peygamberimizin söylediği gibi gerçekleşmesi karşısında Medine’liler büyük sevinç yaşadılar.

30.4.4- Hz.Safiyenin Medine İçerisinde Bir Eve Yerleştirilmesi

Hayber dönüşü Hz.Muhammed’in@ Başkanlık konutunda / ehli beytte Hz. Safiye için yer yoktu. Bu nedenle onu geçici olarak Medine içerisindeki Harise binti Numan'ın evine yerleştirdiler.

 

30.4.5- Kardeşlik Bağı İle Alınan Hurma Bahçelerinin Ensara Geri Verilişi

Hayber ganimetinden Mekke muhacirlerinin hisselerine mal ve hurmalıklar düştüğü ve artık malî durumları oldukça düzeldiği için, Ensar’ın onlara önceden emaneten vermiş oldukları hurma bahçelerini, Peygamberimiz Ensar’a geri verdi.

 

30.5. Hz. Ömer'in Türabe Akını / Askeri Harekatı (Aralık 628)

Türabe Mekke'den San’a ve Necran'a giden yol üzerindedir. Türabe’ye askeri harekât düzenlenmesinin sebebi Hevazin kabilesinden dört oymağın (Cüşem b. Muaviye b. Bekr,  Nasr b. Muaviye b. Bekr, Sa'd b. Bekr, Sakf b. Münebbih b. Bekr b. Hevazin oğullarının) Hayber’in fethi sırasında Hayber Yahudilerine yardım etmek için Türabe'de toplandıklarına ilişkin istihbaratın alınmasıydı. Hevazinlilerin Hayber Yahudileri ile savunma iş birliği anlaşması olduğu için onlar da bu anlaşmalarının gereği olarak Hayberlilere yardıma hazırlık yapmışlardı. Ancak onlar yardıma gelemeden Hayber fethedildi. Şimdi onlara bir ders verilmesi gerekiyordu.

Hz.Muhammed, Hz. Ömer'i 30 kişilik bir birliğin başına komutan tayin ederek Türabe’ye gönderdi. Hevazinliler Medine İslam Ordusundan bir birliğin kendilerine doğru gelmekte olduğunu haber alınca, hemen kaçtılar. Hz. Ömer ve birliği Hevâzinlerin yurtlarında hiç kimseye rastlayamadığından, Medine'ye geri döndü.

 

[1] ) Hz.Cafer ve beraberindeki müminlerin Medine’ye geldikten sonra Hayber’e gittikleri ve Hz.Muhammedle orada karşılaştıkları da rivayet edilir. Hatta elde edilen ganimetlerden geri dönen Habeşistan muhacirlerine pay verildiği de söylenmektedir.

HARİTA 44.png

Harita 44: Hz. Ömer’in Turabe Akını / Harekâtı  (https://www.wpmap.org/map-of-saudi-arabia/saudi-arabia-physical-map-gif/

30.6. Hz. Ebu Bekir'in Necd Akını / Askeri Harekâtı (Aralık 628)

Hz.Muhammed@, Fezareoğulları üzerine de Hz. Ebu Bekir'i gönderdi. Bu aşamadan sonra Medine’nin güvenliğini sağlamak için tehdit oluşturan ve yakın geçmişte Hendek savaşında müttefik / hizipler ordusunda yer almış kabileler korkutulup sindirilmeli veya anlaşmaya razı ederek teslim alınmalı ve İslam / barış topluluğuna katılmaya razı edilmeliydi. Bu politika çerçevesinde Hz.Muhammed@ muhtemel tehdit odaklarına karşı askeri harekâtlara devam etti.

Hz. Ebu Bekir’in komutasındaki askeri birlik, Fezareoğulları’nın bulunduğu bölgeye geldiğinde su kaynağının yanında baskına uğradılar. Fakat çabuk toparlandılar ve Fezareoğulları savaşçılarının saldırılarını püskürttükleri gibi karşı saldırıya geçerek onları mağlup ettiler. Onlardan hem esir aldılar hem de ganimet elde ettiler. Harekâtı başarıyla tamamlayan İslam Ordusu Birliği, elde ettikleri esir ve ganimetlerle Medine’ye geri döndüler.

HARİTA 45.png

Harita 45:Hz.Ebu Bekir’in Necd Akını / Harekâtı  (https://www.wpmap.org/map-of-saudi-arabia/saudi-arabia-physical-map-gif/

30.7. Beşir b. Sa'd'ın Fedek Akını / Askeri Harekâtı (Aralık 628)

Hz.Muhammed@, Hendek savaşında müttefik / hizipler ordusu içerisinde yer alan Mürre oğullarının üzerine 30 kişilik bir askeri birlik gönderdi. Birliğin komutasına Beşir b. Sad’ı getirdi. Mürre oğulları, Fedek'e komşu bir kabile idi. Beşir b. Sa'd komutasındaki birlik, Fedek yakınlarına geldiklerinde, Mürre oğullarının davar, deve ve sığır sürülerine rastladılar. Hemen bu sürüleri ganimet olarak alıp Medine’ye doğru yol aldılar. Çölde sürekli yer değiştiren bedevi kabileleri bulmanın ve onlarla çarpışmanın bir yolu da buydu.  Yani onların en kıymetli mallarını ganimet olarak alınca çobanların hemen kabilelerine haber verecekleri çok açıktı. Nitekim çobanlar kabilelerine sürülerinin İslam birliğince ele geçirildiği haberini kabile reislerine ulaştırınca onlar hemen harekete geçti. Mürre oğulları sürülerini geri almak için İslam birliğini takip ettiler ve geceleyin İslam birliğine yetiştiler. Geceden başlayıp sabaha kadar Mürre oğulları ile İslam Birliği arasında çarpışma yaşandı. Yapılan bu çarpışmada Beşir bin Sa’d yaralandı ve İslam askerlerinin bir kısmı şehit olurken bir kısmı da Medine’ye kaçıp canını zor kurtardı.

Düşman çok dişli çıkmıştı. Harekât başarısız olmuştu. Beşir bin Sa’d ise Fedekli Yahudilere sığındı. Yaraları iyileştikten sonra O da Medine’ye döndü.

HARİTA 46.png

Harita 46:Beşir b.Sa’d’ın Fedek Akını / Harekatı  (https://www.wpmap.org/map-of-saudi-arabia/saudi-arabia-physical-map-gif/

30.8. Galib b. Abdullah el-Leysi'nin Meyfaa Akını / Askeri Harekâtı (Ocak 629)

Meyfaa da eyleşen Gatafanların Sa'lebe oğulları kolu, Medine için her zaman tehdit oluşturmuşlardı. Hatta Medine İslam Ordusu birliklerinin belalısı olmuşlardı. Zulkassa’da on İslam askerini şehit etmişlerdi. Üzerlerine gönderilen İslam birlikleri de yaptıkları baskınlarda bir netice alamamışlar ve onlar hemen dağlara kaçmışlardı. Hayber’in fethi sırasında Gatafan kabilesi içerisinde Yahudilere destek vermek için gidenler arasında idiler. Artık Sa'lebe oğullarına bir darbe indirmenin sırası gelmişti. Hz.Muhammed@ Galib b. Abdullah'ı 130 kişilik askeri bir birlikle onların üzerine gönderdi.

Birliğe bölgeyi ve Gatafanlıları çok iyi bilen Yesar’ı rehber olarak tayin etti. Yesar, Küdr gazvesinde esir alınmış ve müslüman olunca, Peygamberimiz tarafından azad edilmişti. Yesar’ın rehberliğindeki askeri birlik, Sa’lebe oğullarının yerini bulmayı başardı ve ansızın baskın yaptı.

Sa’lebe oğullarının reisleri ve önemli savaşçı adamları öldürüldü. Diğerleri ise kaçtılar. Önemli ölçüde ganimet elde edildi. Böylece Sa’lebe oğullarına da iyi bir darbe vurulmuş oldu.

HARİTA 47.png

Harita 47: Galib b. Abdullah’ın Meyfaa Akını / Harekatı   (https://www.wpmap.org/map-of-saudi-arabia/saudi-arabia-physical-map-gif/

30.9. Beşir b. Sa'd'ın Cinab (Cehra) Akını / Askeri Harekâtı ( Şubat 629)

Gatafan kabilesinin en önde gelen liderlerinden olan Uyeyne bin Hısn, Cinab’da bir grup Gatafanlı ile toplantı yapıp onları Medine İslam Cumhuriyetine karşı kışkırtmaya çalıştı. Gatafanların en önemli boyları bir araya gelip İslam Cumhuriyetine karşı savaşma konusunda anlaştılar.

Bu haberi alan Hz.Muhammed@ hemen Beşir bin Sa’d komutasında 300 kişilik askeri birliği Cinab’a gönderdi. İslam Ordusu birliği Gatafanlıların yurduna vardığında onların sürüleri ile karşılaştı ve hemen sürüleri ganimet olarak ele geçirdiler. Sürülerini İslam askerlerine kaptıran çobanlar kaçıp Gatafan reislerine haber verdiler. Gatafanlar sürülerini geri almak için önce çarpışmayı düşündüler ve ona göre hazırlık yaptılar. Fakat İslam askerlerinin sürüleri ele geçirmek için değil kendileri ile çarpışmaya geldiklerini görünce savaş yapmaya cesaret edemediler ve dağlara kaçıp yurtlarını terk ettiler. İslam birliği onların yerleşkelerine geldiklerinde hiç kimseyi bulamadılar.

İslam Birliği Medine’ye geri dönmeye başladığı sırada Uyeyne bin Hısn savaşçıları ile İslam askerlerinin karşısına dikildi. Her iki taraf kıyasıya bir savaşa tutuştu. Çarpışmanın sonunda İslam askerleri Gatafan savaşçılarını bozguna uğrattı. Uyeyne bin Hısn ve adamları kaçtılar. İslam askerleri iki esir ve ganimet olarak aldıkları sürülerle birlikte Medine’ye döndüler. Hz.Muhammed@ bu iki esir müslüman olunca onları serbest bıraktı.

HARİTA 48.png

Harita 48:Beşir b. Sa’d’ın Cinab Akını / Harekâtı  (https://www.wpmap.org/map-of-saudi-arabia/saudi-arabia-physical-map-gif/

30.10. Medine İslam Cumhuriyeti’nin Büyümesi

Medine İslam Cumhuriyeti Hudeybiye Anlaşması ile bölgede yasal meşruiyet kazanmış ve tanınmıştır. Bu en büyük fetihtir. Mekke ile Hayber arasında sıkışmışlık ise Hayber’in fethi ile aşılmıştır. Sürekli yapılan askeri harekatlarla Medine’ye çevre kabilelerden gelecek tehditler bertaraf edilmiştir. Gönderilen elçilerle çevre ülkelerden Habeşistan ve Mısır Medine İslam Cumhuriyeti’nin yanında yer almış, Bizans ise şimdilik tarafsız kalmıştır. Medine İslam Cumhuriyeti’ne karşı çıkan sadece İran Sasani İmparatorluğudur. Fakat Ninova bozgunu nedeniyle İran Kisrası 2.Hüsrev kendi derdi ile uğraştığından İran Sasani Devleti Medine İslam Cumhuriyeti için tehdit olmaktan çıkmıştır. Böylece İran Sasani Devletinin Medine için tehdit oluşturması artık söz konusu değildir.

Gelinen durumda Medine İslam Cumhuriyeti’nin artık önü açıktır. Medine İslam Cumhuriyeti büyümektedir ve her geçen gün bölgesel güç olmaya doğru adım adım ilerlemektedir.

 

30.11. Büyümenin Getirdiği Değişimler ve Bunalımlar / Sorunlar

Medine İslam Cumhuriyeti’nin büyümesi, beraberinde bunalımları ve sıkıntıları da getirmekteydi. Zira büyümeyi sağlayan unsurlar, yönetimde, ekonomide ve hukukta değişimi zorunlu kılmaktaydı. Ayrıca egemenliğe katılan toplumlar kendilerinin yönetimde temsil edildiğini görmek isterler. İslam Cumhuriyeti’nin topluluğa katılan toplumlar tarafından benimsenmesi için de en iyi yol, onların da yönetimde temsil edilmesiydi. Diğer bir ifadeyle İslam / Barış topluluğuna katılacak olan toplumlar, kendi içlerinden çıkmış birilerinin yönetimde yer alması halinde kendi haklarının korunup gözetildiği ve güvenliklerinin sağlandığı hissini taşıyacaklardı. Aksi takdirde söz konusu toplumlar kendilerini güven içerisinde hissetmeyecekler ve kendilerine ait yönetim peşinde koşacaklardı.

Fakat diğer taraftan onların yönetimde temsil edilmelerinden en fazla rahatsız olacak olan taraflar ise mevcut / muhafazakâr / statükocu kesimlerdi. Medine İslam Cumhuriyeti de bundan ari değildir. Fetih sonucu ülke egemenliğine katılan toplumların idarede temsiliyetine önem veren Hz.Muhammed’i@ en fazla bunaltanlar, mevcut eşleri Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa idi. Zira peygamberimizin büyümeyi sürdürülebilir kılmak ve yönetimin bekasını sağlamak için egemenliği altına aldığı toplumların liderlerinin kızları ile yaptığı evlilikler, Başkanlık Konutunda yeni eşlere yer açmak demekti. Bu sadece yeni eşler için bir oda yapılması değil aynı zamanda liderin / başkanın / peygamberin kalbinde bir oda açmak, yönetim erkinde bir makam açmak demekti. Dolayısıyla statükoyu temsil eden lider / peygamber eşleri bu durumdan rahatsızlık duyacaklar ve yeni gelen ortaklara yer açmamak için direneceklerdi. Nitekim de öyle oldu. Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa aralarındaki kıskançlık ve rekabeti bırakarak yeni gelen eşlere karşı birlik olup «ortak bir cephe» oluşturdular.

Onlar, önce Hz. Zeynep ile yapılan izdivacı kıskandılar; Hz. Zeynep bu mücadelede kendini savunurken kullandığı argüman «Sizleri Resulullah ile babalarınız evlendirdi beni ise Allah evlendirdi» idi. Hz. Zeyneb’in Hz.Muhammed’e ikram ettiği bal şerbeti nedeniyle Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa’nın Hz.Muhammed’e kötü koktuğunu söylemeleri ve bu söylemleri nedeniyle Hz.Muhammed’in bal şerbetini kendine yasaklaması ve bu kötü kokma olayının kıskanç statükocu eşlerin bir komplosu olması, Başkanlık konutundaki gidişatın boyutlarına dair ip uçlarını vermektedir.

Hayber’in fethinden sonra ise Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa için yeni bir rakip daha gelmişti; Hz. Safiye. O peygamberimizle evlenip Medine’ye yerleştirildiğinde onlar onu çok merak ettiler ve kaldığı eve gizlice ziyarete gittiler. Onun çok akıllı, zeki ve güzel bir kadın olması, ayrıca Nadir oğullarının lideri Huyey gibi bir şeytanın kızı olmasının yanında Hayber’in liderlerinden birinin eşi olması nedeniyle Hz.Muhammed’i@ etkileyip kendilerinden uzaklaştırabileceği endişesine kapıldıkları söylenebilir. Zira birbirlerine Hz. Safiye’nin ne kadar zeki, akıllı olduğunu ifade etseler de Hz.Muhammed’e tersini söyleyip onu peygamberimizin gözünden düşürmeye çalışmışlardı. Hatta onlar Hz. Safiye ile alay etme ve küçümseme konusunda o kadar ileri gitmişlerdi ki Yahudi kökenli olmasını onunla alay ve aşağılama konusu yapmışlardı. Bu konuda şikâyeti alan Hz.Muhammed’de@ Hz. Safiye’ye «sende onlara benim babam Harun, amcam Musa peygamberdi diye cevap verseydin» şeklinde yol gösterecek kadar çekişmeler ileri gitmişti. Ayrıca Hz. Ayşe’nin onu Yahudi kadını diye aşağıladığı zamanlarda Hz.Muhammed’in@ «Ya Ayşe! böyle söyleme! Ben kendisine İslam'ı anlattım ve o da müslüman oldu. Üstelik dinini / teslimiyetini de güzelleştirdi» diye öğütlemesine rağmen kıskançlığı devam etti. Öyle ki, bir defasında Hz. Ayşe’nin Hz. Safiye’nin yapıp gönderdiği yemeği tabağıyla beraber yere çaldığı ve tabağın parçalandığı Hz.Muhammed’in@ ise Hz. Ayşe’yi teskin etmeye çalıştığı ve çevresindekilere «anneniz kızdı» dediği rivayet edilir.

Kısa bir süre sonra Mısır Kralının hediyesi Hz. Mariye’nin de karşı kampa dahil olması bardağı taşıran son damlalardandır; Rivayete göre Hz. Mariye’nin evi Medine içerisinde Mescide / Başkanlık konutuna / Ehli beyte uzak bir yerdeydi. Hz. Hafsa’nın odasında bulunmadığı (ziyaret için babasının yanına gittiği) bir gün Hz.Muhammed@ Hz. Mariye ile Hz. Hafsa’nın odasında buluştu. Fakat bir şekilde Hz. Hafsa erken döndü ve odasının kendisinden izinsiz kullanıldığını görünce çılgına döndü. Hz.Muhammed’e@ kendisine değer vermediği, sevmediği vb. sözlerle çıkıştı. ([1]) Bu çıkışmalar / çekişmeler öylesine şiddetli olmuştu ki Hz.Muhammed’i@ öfkelendirecek boyutlara ulaşmıştı. Bir keresinde Hz. Hafsa’nın yakışıksız söz ve tavırları nedeniyle Hz.Muhammed@ ona «Allah’tan kork Ey Hafsa!» şeklinde çıkıştığı rivayet edilmektedir. Fakat bütün bunlara rağmen Hz.Muhammed@ onu teskin etmek için izinsiz odasını bir daha kullanmayacağını, (rivayetin bazısına göre bir daha Hz. Mariye ile asla buluşmayacağını, onu kendisine haram ettiğini vb.)  belirtir.

Hanımlarının gönlünü almak için kendisine helal olmasına rağmen bal şerbetini ve diğer hanımlarını haram etmesinin yanlış olduğu ve bu hususta yaptığı yemini bozması gerektiği Cenab-ı Hak tarafından aşağıdaki ayetlerle elçisine bildirilmiştir;

 

RAHMAN, RAHİM ALLAH ADINA

1-2- Ey Peygamber! Hanımlarının gönlünü almak için Allah’ın helal kıldığını niçin kendine haram ediyorsun? (Mamafih bu hatandan dolayı üzülme. Çünkü) Allah gafurdur, rahimdir. Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı size meşru / farz kılmıştır. Allah, sizin Mevla’nız / yardımcınız / yol göstericiniz / koruyucunuzdur ve O, her şeyi bilen, en iyi yasa koyandır. (Tahrim Suresi 1-2)

 

Yeni eşlerle yaşanan olaylardan sonra Hz. Hafsa’nın Hz.Muhammed’i@ bu davaya omuz vermiş, İslami hareketi birlikte yükseltmiş ve en samimi arkadaşları olan babalarını ihmal etmekle suçlamış olabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Onların peygamberimizin yeni hanımları olan Hz. Safiye’ye ve Hz. Mariye’ye değer vermesini eski hanımları olarak kendilerine değer vermemek olarak algılamaları ve buradan yola çıkarak babalarına da değer vermemek olarak gördükleri düşünülebilir.

Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa’nın yeni kumalarına tahammül edememeleri sadece kadınsı kıskançlık olarak algılamamak gerekir. Onların bu tepkileri aynı zamanda mülkiyetin / yönetimin paylaşımına karşı her statükonun tepkisiyle aynı tepkidir. Hiçbir statüko mevcut yapının değişimini istemez ve yeni yapılara / yeni ortaklara karşı daima karşı çıkarlar. Bu nedenle Hz. Ayşe’nin ve Hz. Hafsa’nın statükoyu koruma güdülerini çok iyi anlayan peygamberimiz onlara ne babaları olan Hz. Ebu Bekir’i ve Hz. Ömer’i ve ne de kendilerini asla ihmal etmediğini, vefasızlığın kitabında yazmadığını onlara söyledi. Ayrıca Hz.Muhammed@, yaptığı yeni evliliklerin cinsel bir tercih ile olmadığını tamamen Medine İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğini sürdürülebilir kılmak için olduğunu onların anlamalarını bekledi. Fakat onlar anlamamakta ısrar ettiler. Özellikle Hz. Hafsa bu hususta peygamberimizin başını çok ağrıtınca peygamberimiz onun gönlünü almak ve kendisini teskin etmek için Cenab-ı Hakk’ın bildirdiği geleceğe ilişkin bilgilerden bazılarını onunla paylaştı ve bu bilgiyi bir sır olarak saklamasını istedi. Rivayetlerde de zikredildiği üzere bu sır, Hz.Muhammed’den sonra yerine kimin geçeceğine ilişkindi.  Ayetten anladığımız itibari ile O, bu sırrın bir kısmını söylemiş diğer kısmını saklamıştır. Yani ya kendisinden sonra Hz. Ömer’in de Devlet Başkanlığına geleceğini ya da Hz. Ayşe’nin babası Hz. Ebu Bekir’in halife olacağını söylemiş olsa gerektir. Her iki olasılıkta muhtemeldir. Eğer peygamberimiz Hz. Ebu Bekir’in kendisinden sonra halife olacağını söyledi ise Hz. Hafsa bu sırrı müjdelemek için müttefiki Hz. Ayşe ile paylaşmış olabilir. Şayet babasının halifelerden birisi olacağı sırrı paylaşıldıysa o zamanda müttefiki de olsa eski rakibi olan Hz. Ayşe’ye cay etmek için bu sırrı paylaşmış olabilir.

Fakat Hz. Hafsa’nın kendisine bildirilen bu sırrı paylaşması Cenab-ı Hak tarafından peygamberimize bildirildi. Hz.Muhammed@ hemen harekete geçti ve Hz. Hafsa’ya bu yaptığının ne kadar tehlikeli ve yanlış olduğunu bildirdi. Zira Cumhuriyetin bekasını ilgilendiren bu ve buna benzer sırların paylaşılması son derece tehlikeliydi. Eğer bu tür sır niteliğindeki bilgiler toplumda yayılacak olursa Medine İslam Cumhuriyeti’nde iç kargaşalar alıp başını gidecek ve devlet yönetilemez olacaktır. Tam yükselişe geçmişken Medine İslam Cumhuriyeti’nin istikbalini ilgilendiren gizli bilgiler açık edilecek olursa devlet anarşiye sürüklenecek ve daha yükseliş aşamasındayken yıkılıp gidebilecektir.

 

3- Hani, (eşinin gönlünü almak için yaptığı yemin olayından dolayı) Peygamber bir sırrını eşlerinden biriyle paylaşmıştı. Fakat eşi bu sırrı (kumasına) ifşa edince Allah da onu (Peygamberine) bildirdi. (Mamafih Peygamber) o sırrın sadece bir kısmını anlatmıştı, diğer kısmına ise hiç değinmemişti. (Peygamber sır tutmayan) eşine yaptığı (bu yanlışı) bildirince, “Bunu sana kim söyledi?” dedi. (Peygamber de), “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan haber verdi” diye cevap verdi. (Tahrim Suresi 3)

 

30.12. Validelerimizin Vazgeçilmez Olmadıkları ve Babalarına Yapılan Öğütler

Kıskançlık ve rekabet nedeniyle eşlerinin işi bu aşamaya kadar getirmiş olması nedeniyle artık Hz.Muhammed@ çareyi bütün kadınlarından uzaklaşmakta buldu. Hz.Muhammed’in@ bu tutumu çevredekiler tarafından O’nun eşlerini boşadığı şeklinde algılanmıştı. Hz. Ömer durumun vahametini anlayınca kızına (Hz. Hafsa ’ya) çok kızdı ve Hz.Muhammed’i@ üzdüğü için azarladı.

Diğer taraftan emek emek, acı, çile ve çabalarla bu noktaya kadar getirilmiş İslam Cumhuriyetini iç kargaşaya yuvarlayacak buna benzer anlamsız çekişmelere artık bir dur demenin vakti gelmiştir. Bu amaçla Cenab-ı Hak, duruma müdahale etti ve Tahrim Suresinin müteakip ayetleri ile Hz.Muhammed’in@ eşlerini terbiye etti. Bu karşı duruşlarına devam edecek olurlarsa elçisinin kendilerini boşayacağı tehdidinde bulundu. Onların bu yaptıkları hareketlerin inkarcıların / düşmanların yaptıkları hareketlerle aynı olduğunu tarihteki inkârcı / düşman kadınlar örneği ile anlattı.

Validelerimize kıskançlıklarının ve rekabetlerinin Cumhuriyete verdiği zararın vahim boyutlara ulaştığını anlatmak için en iyi yol ya onların bu hareketlerinden vazgeçmeleri ya da Hz.Muhammed’in@ onları boşayacağı ve yerlerine başka kadınlarla evleneceği tehdidiydi.

Diğer taraftan müminlerin de ailelerine, çocuklarına sahip çıkmaları ve onların yanlışlarını düzeltmeleri için gereğinin yapılması istendi. Zira bu işin sonu kötüye gitmekte azaba / ateşe doğru gitmekteydi. Bu ikazla Hz. Ebu Bekir’in ve Hz. Ömer’in kızlarını uyarmaları ve onların Hz.Muhammed’in@ yanında yer almaları için ellerinden ne gerekiyorsa yapmaları istendi.

4-7- Ey Peygamber’in iki eşi (Ayşe ve Hafsa!) Eğer hatalarınızdan tevbe edip Allah’a dönerseniz sizin için iyi olur. Çünkü kalpleriniz kaydı, bozuldu; yok eğer Peygamber’e karşı birbirinizi desteklerseniz O’nun Mevla’sı (koruyucusu / efendisi) Allah’tır. Cibril, erdemli müminler ve melekler de o’na arka çıkarlar. Eğer o sizi boşarsa (Sizler ona olan eziyetlerinize devam edecek olurda Allah da ona sizi boşama yetkisi / emri verirse), Rabbi ona, sizin yerinize sizden daha iyi, müslime / teslim olan, inanan, kendini adayan, yönelen, kulluk eden, aktif, dul ve genç eşler verir. Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi / ehlinizi / yönetiminiz altında olanları / yakınlarınızı öyle bir ateşten koruyun ki o ateşin yakıtı insanlar ve taşlardır. O ateşin başında, Allah’a karşı gelmeyen, kendilerine emredileni yerine getiren çetin ve güçlü melekler vardır. (İşledikleri yüzünden o ateşe girecek olanlara) “Ey İnkarcılar; Bugün özür dilemeyin. Siz ancak işlediklerinizin cezasını çekeceksiniz.”  (denilir) (Tahrim Suresi 4-7)

 

30.13. Nurun Tamamlanması İçin Dikkatli Olmaya Davet

Cenab-ı Hak, özelde Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa olmak üzere müminlerin yaptıkları hatalardan dönmelerini ve Allah’a (dolayısıyla Hz.Muhammed’e@) yönelmelerini istedi. Onlardan aydınlık günlere kavuşmak, nurun tamamlanması yani tam bir zafere / fethe ulaşmak için dua etmelerini ve yaptıkları hataların da affedilmelerini istemelerini istedi. Cenab-ı Hak, elçisinden ise eşlerinin birbirleri ile ve eşlerinin kendisi ile arasındaki bu gerilimi fırsat bilip çeşitli entrikalar peşinde olan münafıklar ve inkarcılara karşı asla yumuşak davranmamasını onlara karşı sert davranmasını ve onlarla mücadele etmesini emretti.

 

8-9-Ey iman edenler!  Samimi / halisane olarak tevbe ederek Allah’a dönün. Olur ki Rabbiniz, kötülüklerinizi örter ve sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün Allah, Peygamber’i ve O’nunla birlikte iman edenleri utandırmayacaktır. Onların nurları önlerinden ve sağlarından parlayacak ve diyecekler ki; “Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü Sen her şeye güç yetirensin.” Ey Peygamber! İnkarcılarla ve münafıklarla mücadele et / cihat et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Orası varılacak ne kötü bir yerdir.(Tahrim Suresi 8-9)

 

30.14. Hz. Ayşe’ye ve Hz. Hafsa’ya En Ağır Uyarılar

Cenab-ı Hak, validelerimizin kıskançlık ve yönetsel rekabet nedeniyle elçisine karşı yaptıkları komplolar, baş ağrıtıcı hareketler ve en sonunda devletin çivisini çıkartmaya kadar varan hareketlerin sonunda İslam Cumhuriyetini sona erdirebilecek girişimler olması nedeniyle, inkarcıların hareketleri ile aynı paralelde hareketler olarak değerlendirdi ve onları Hz. Nuh ve Hz. Lut Peygamberlerin eşlerinin muhalefetlerine / ihanetlerine benzetti. Nasıl ki onların eşleri peygamber olsa da onlar azaptan kurtulamadılar / kurtulamayacaklar ise aynı şekilde validelerimiz için de eşlerinin peygamber olmasının kendilerinin ne bu dünya da ne de ahirette azaptan kurtaramayacağının açık olduğunu bildirdi.

 

10-(Ey Peygamberin Hanımları!)([2]) Allah inkarcılar / başkaldıranlar için Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek veriyor. Onlar iki erdemli kulumuzun nikahı altında bulunuyorlardı. Ancak onlara hainlik ettiler. / karşı geldiler. Kocaları (peygamber olmalarına rağmen) Allah'tan gelen azabı hiç bir şekilde o ikisinden savamadı. İkisine de “Haydi ateşe girenlerle birlikte siz de girin!” denildi. (Tahrim Suresi 10)

 

30.15. Hz. Safiye’nin Hz. Asiye’ye Hz. Mariye’nin de Hz. Meryem’e Benzetilmesi

Cenab-ı Hak, Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa’ya yaptıkları nedeniyle kötü örneklere benzedikleri uyarısını yaptıktan sonra onların rekabet ettikleri Hz. Safiye ile Hz. Mariye’yi de iyi kadınlara örnek olarak göstererek onları kabul etmeleri için ikna kabilinden ayetlerini gönderdi. Hz. Safiye’yi zalim topluluktan kurtulmak isteyen, Firavundan ve Firavunun yaptıklarından kurtulmak isteyen Asiye’ye benzetti. Gerçekten de Hz. Safiye daha çocukluğundan itibaren babası Huyey bin Ahtab’ın yaptıklarını asla tasvip etmemiş ve Hz.Muhammed’i@ çok sevmiştir. Hz. Mariye (Mary) de ne tevafuktur ki ismi de Hz. Meryem ile aynıdır. Cenab-ı Hak, onun için Medine de atılan iftira ile ilgili olarak kendisini temizlemekle kalmamakta aynı zamanda Mısır Sarayından Medine fakirhanesine geldikten sonra Vahyi İdeolojiyi / İslam Cumhuriyetini hemen benimsemesi ve gönülden bağlanması nedeniyle onu övmektedir. Tarihten verilen iki iyi kadın örnekliğinde Hz. Safiye ve Hz. Mariye validelerimizi, Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa validelerimizin de sevmelerini istedi.

 

11-12- Allah, inanan kimseler için de Firavun ’un karısını örnek gösterdi. Hani o (hanım: Asiye), “Rabbim! Bana katında cennette bir ev yap, beni Firavundan ve onun yaptıklarından kurtar. Beni şu zalimler topluluğundan kurtar!” demişti. Ve Allah, ırzını bir kale gibi koruyan İmran kızı Meryem’i de (inanan kadınlar için) örnek verdi. İşte Biz onu vahyimizden bilgilendirince / ruhumuzdan üfleyince O da Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti / inandı ve gönülden içtenlikle bağlı olanlardan oldu. (Tahrim Suresi 11-12)

 

[1] ) Not: Hatta o sıralarda Medine muhalefetinin Hz. Muhammed’i@ siyaseten yıpratmak için «ikinci bir ifk» hadisesi olarak Hz. Mariye ile ilgili ortaya atılan iftirayı bile Hz. Hafsa’nın diline dolama ihtimalinden ya da Hz. Muhammed’e@ bu hususla çıkışmış olabileceğinden bahsetmek bile mümkündür.

 

[2] ) Razi

bottom of page