top of page

BÖLÜM 44

MÜLK / YÖNETİM ALLAH’INDIR

Son Akabe biatını müteakiben Mekke’deki müminler Medine’ye hicret etmekte ve Medine’deki İslam Devlet teşkilatı içerisindeki yerlerini almaktadırlar. Artık Hz.Muhammed’in@ de hicret ederek Makam-ı Mahmut’ta yerini alması beklenmektedir. Mekke terk edilmeden Mekke müşriklerine son mesajların da verilmesi gerekecektir. Onlara Medine’de teşekkül etmekte olan mükemmel yapıdan bahsetmek ve bütün engellemelere rağmen bu kusursuz yapının inşasına onların bakışlarını çevirmelerini sağlamak gerekmektedir.

Mülk Suresinde Medine İslam Cumhuriyetinin oluşumunu göklerin yaratılmasına benzeterek anlatan Cenab-ı Mevla, kendi hakimiyetinin mükemmelliğine vurgu yapar.  Surenin ilk ayetlerinde katmanlar halinde teşekkül etmiş ve hiçbir nizamsızlık bulunamayacak bu yapıyı kuran / kurduran Cenab-ı Hakk’ın çok yüce olduğu ve kendi yolundan gideceklere bol bereketler ihsan edeceği, O’nun hayır ve lütuflarının sınırsız olduğu dile getirilir. Bu sistemin çeşitli muhafızlarla koruma altına alındığı ve bu sistemi yıkmaya çalışacak şeytanların saldırı ve tecavüzlerinin şiddetle püskürtüleceği ifade edilir. Gök kubbenin mükemmel yaratılmasına değinildikten sonra onun korunması için ateş toplarının görevlendirilmesi gibi İslam Devletinin de yıkılması için müşrik şeytanların kışkırtması ile çevre kabilelerden gelecek saldırılara karşı ateş gibi küçük ordularla (seriyyelerle) korunacağına işaret edilir.

           

Rahman ve Rahim Allah Adına

1-5- Hakimiyet elinde bulunan o yüce Allah mukaddestir, hayrı ve bereketi sınırsızdır ve O her şeye kadirdir. Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağınızı belirlemek için sizi denemek üzere, ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O azîzdir, gafurdur. Yedi kat göğü birbiriyle tam uyum içinde yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir de bak! Herhangi bir kusur görebilir misin? Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak, gözün bir kusur bulamadığından, eli boş ve bitkin geri döner. Biz yere en yakın semayı lambalarla / kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan mermiler / ateş topları yaptık. Hem onlara alevli ateş hazırladık. (Mülk Suresi 1-5)

Yukarıdaki ayetlerle Cenab-ı Hakk, kainatta hakimiyetin kendisinde olduğunu ve kendisinin her şeye kadir, hayır ve bereketinin sınırsız olduğunu vurgular. Kainattaki bu tasarrufunu insanların ilişkilerinde de kullandığına işaret ederek Hz.Muhammed’in@ hareketinin Medine’de hakimiyeti tesis ettiğine vurgu vardır. Tıpkı insanların bireysel olarak yaratılış amacının kimin daha güzel eylemler ortaya koyacağını belirlemek ve bunun içinde hayatı ve ölümü yarattıysa aynı zamanda toplumlarında ölmeleri ve dirilmelerinin nedeni hangi toplumun güzel medeniyet üreteceğine belirlemek içindir.

Yine Cenab-ı Hak, insanların bakışlarını gökyüzüne çevirmelerini isteyerek gök katmanlarını nasıl inşa ettiğini ve bunları nasıl idare ettiğini belirttikten sonra bunların arasındaki uyum ve nizama dikkatler çekilmektedir. Özellikle bu yaratılanların kusursuzluklarına vurgu yapılır. Kusur arayan gözlerin en ufak bir kusur bulamayacağı çok güçlü bir şekilde ifade edilir. Gökyüzündeki bu mükemmel yaratılışın benzerinin Medine’de İslam Cumhuriyeti olarak yaratıldığına işaret edilmiş olunmaktadır.

Cenab-ı Hak gökyüzünde kurduğu bu mükemmel sistemin sürdürülebilir olması için bu sistemi bozmaya çalışan şeytanlara fırsat verilmediği ve çok iyi korunduğu hususu metafor olarak kullanılarak Medine’de inşa edilmekte olan İslam Devletini yıkmak isteyen şeytanlara da asla müsaade edilmeyeceğine işaret vardır. Aynı zamanda Resulü Ekrem’e ve müminlere bu konuda dikkatli olmaları ve kurulan devlet sisteminin korunması için muhafızların istihdam edilmesi yönünde bir mesaj da verilir.

Cenab-ı Hak müteakip ayetlerde ise ahiretteki Cehennem tasvirlerini dile getirerek aynı zamanda aşağıdaki hususlara da işaret eder;

“Mekke müşrikleri kendilerini kurtuluşa davet eden Hz.Muhammed’e@ on üç yıldır yaptıkları eziyetlerde o kadar ileri gitmişti ki artık cehennemi hak etmişlerdi. Onların yaptıkları kötülüklerin derecesini anlatmak için ‘Cehennem’in onlara azap etmek için öfkesinden çatlayacak hale geldiği’ ifade edilir. Cehennem bekçilerinin o müşriklere sordukları sorular ve müşriklerin verdikleri cevaplar ile onların bu azabı hak ettiklerinin kendi itirafları ile belgelendiğini gösterir bir diyalog da verilir. Diyalogda müşriklere azap meleklerinin kendilerine bu acı akıbet ile karşı karşıya geleceklerinin uyarısını yapan bir elçinin gelip gelmediğini sorması üzerine onların Cenab-ı Hakk’ın kendilerine Resulü Ekrem’i gönderdiğini ancak onların bu mükerrem elçiye kulak asmadıkları itirafına yer verilir. Bu tasvirlerle aynı zamanda Medine İslam Cumhuriyetinin onlara yaptıkları zulmün hesabını sormak için sabırsızlandıklarına da işaret edilmiş olunur.”

6-11- Rablerini inkâr edenlere de cehennem azabı var. Gidilecek ne kötü yerdir orası! Onlar oraya atılınca, (cehennemin) müthiş homurtusunu, kaynaya kaynaya çıkardığı uğultuyu işitirler. (Cehennem), öfkesinden neredeyse çatlayacak haldedir. Ne zaman oraya yeni bir kafile atılsa, oranın bekçileri; “Sizi uyaran bir peygamber daveti size ulaşmadı mı?” diye sorarlar. Onlar şöyle cevap verirler; “Evet, bizi uyaran oldu, ama biz onu yalancı saydık ve Rahman hiçbir vahiy indirmedi, siz besbelli bir sapıklık içindesiniz. Şayet biz gerçeği işiten ve aklını çalıştıran kimseler olsaydık, elbette bu alevli ateşe girenlerden olmazdık!” Böylece günahlarını itiraf ederler. Rahmetten uzak olsun o cehennemlikler! (Mülk Suresi 6-11)

Diğer taraftan gelecekte / gaybde karşılaşılacak acı akıbet uyarısını dikkate alarak Rablerine karşı takvalı olanlar / Rablerinin emirlerine uymada titizlik gösterenlere ise bağışlama ve çok büyük mükafat verileceği bildirilerek müminlerin güzel akıbetlerine işaret edilmiştir. Bu sure ile verilmek istenen mesaj yerini bulur ve Mekke’de hala hicret etme konusunda tereddüt yaşayan insanlara Rablerinin gayb / gelecek ile ilgili vaadine itimat edenlere müjdeli mesaj verilir. Ayrıca Cenab-ı Hak kullarının söyledikleri ya da içlerinde gizledikleri yani kalplerde olanı bildiğini belirterek hicret etmekte tereddüt edenlerin ileri sürdükleri gerekçelerin sudan sebeplere dayalı olduğunu kalplerde gizledikleri şeyleri bildiğini ifade ederek onları uyarmaktadır. Bu mesaj ile onlar can evinden vurulmaktadır.

12-14- Fakat Rablerinin gaybdeki / gelecekteki vaadine göre hareket edenlere mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır. Sözünüzü ister içinizde gizleyin ister açığa vurun, hepsi birdir. Zira Allah gönüllerin künhünü / özünü dahi bilir. O yarattığı mahlûkunu hiç bilmez olur mu? O latif ve habirdir. (İlmi her şeye nüfuz eden, her şeyden haberi olan) (Mülk Suresi 12-14)

İslam Cumhuriyetinin teşekkül etmesiyle Medine yurdunun / ülkesinin artık müminlerin emrine amade olduğu belirtilerek oraya hicret edilmesi / yürünmesi söylenir. Artık oradaki rızıklardan istifade edilmesi bildirilirken yeni toplumsal dirilişin Allah’a doğru / Allah’ın sistemine doğru olacağı ifade edilir.

15- Yeryüzünü / ülkeyi size emre amade kılan da O’dur. Haydi öyleyse siz de onun omuzlarında (üzerinde) yürüyün. O’nun takdir ettiği rızıklardan yiyin, istifade edin. Yeniden diriliş O’na doğru / O’na yönelik olacaktır. (Mülk Suresi 15)

Medine’ye gidecek müminler toplumsal dirilişle yeni bir medeniyete doğarken Mekke’deki müşrikler ise sarsılacak ve yerin dibine geçirilecek. Dahası onlar, taş yağmuruna tutuldukları bir kasırga ile süpürülüp tarihin çöplüğüne atılacak. Cenab-ı Hak, Mekke müşriklerinin bu akıbetle karşı karşıya kaldıkları zaman bu tehditlerin ne demek olduğunu anlayacaklarını ama iş işten geçmiş olacağını aşağıdaki ayetlerde bildirir. Böylece Mekke’de kalmayı tercih ederek müşriklerle beraber olanların yerin dibine geçirilmesi, taş yağmuruna tutulması yani tarihin derinliklerine gömülmesi ve herkesin onları gittikleri yerden kovmalarına işaret edilerek akıllarını başlarına almaları öğütleniyor.

16-18- Gökyüzündekinin / Yüceler yücesi olan Allah’ın yer sallandığı zaman sizi yerin dibine geçirmesinden emin mi oldunuz? Yahut Gökyüzündekinin / Yüceler yücesi olan Allah’ın size taş yağdıran bir kasırga göndermesinden emin mi oldunuz? Fakat bu tehdidimin ne demek olduğunu yakında öğrenirsiniz! Onlardan öncekiler de (dini, peygamberleri) yalan saydılar. Ama Benim ret ve inkâr edişim, intikamım nasıl olurmuş, gördüler! (Mülk Suresi 16-18)

Akabe görüşmelerinin olduğu dört yıllık süreçte Mekke’deki gelişmeleri yakından takip etmek için çevre kabilelerden saflar halinde heyetler gelmekteydi. Bu kabileler kartal, şahin, güvercin,… vb. sembollerle ifade edilen bayrakları vardı ve onlar bu sembollerle bilinmekte idi. Sadece Medine’den değil diğer bölgelerden gelen heyetler de Hz.Muhammed@ ile görüşmekteydi. Bu görüşmeler hac dönemlerinde zirve yapmaktaydı. Özellikle Medine çevresinin güvenliği yanında hicret edeceklerin yol boyunca güvenlik ve lojistik ihtiyaçlarını temin için de bu görüşmeler yapılıyordu. Bütün bu görüşmelerin sebebi Rahmaniyete dayalı ilahi egemenliğin Medine’de kurulma aşamasında olmasından kaynaklanmaktaydı.

Mekkelilerin uyanmaları ve Hz.Muhammed’in@ safına geçerek hicret etmeleri için yaşanmakta olan gelişmelere bakışlarını çevirmeleri istenir. Kuşlarla sembolize edilen kabilelerin dizi dizi saflar halinde gelip Mekkelilerin tepelerinde dolanmalarının sebebinin Rahman’ın mesajından başkası olmadığı vurgulanarak ikaz edilir.

Mekkelilerin ibret almaları ve uyanmaları için Rahman olan Allah’ın Rahmaniyet paradigmasına göre kurulan İslam Devletinin güçlerine karşı onları koruyacak askerlerinin / güvenlik güçlerinin kimler olduğu sorulur ve kendilerinin büyük bir aldatılma içerisinde oldukları ifade edilir.

19-20- Onlar üstlerinde saflar halinde dizilerek kanat çırpan kuşları görmüyorlar mı? Onları havada Rahman’dan başkası tutmuyor. O elbette her şeyi görür. Veya Rahman olan Allah’a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? Doğrusu kâfirler büyük bir aldanış içindedirler. (Mülk Suresi 19-20)

Medine’de teşekkül etmekte olan İslam Cumhuriyeti, Mekke’nin Şam yolu üzerindeki ticaretine izin vermeyecek olursa Mekke’nin ekonomisi çökecekti. Zira sadece doğu batı eksenindeki ticaret Mekke için yeterli olmayacaktı. Mekke’yi en önemli ticari istasyon durumuna getiren Yemen ile Şam arasındaki ticaretti. İşte bu nedenle Allah’ın hakimiyetindeki Medine İslam Cumhuriyetinin Şam ticaret yolunu kesmesi durumunda Mekke’nin karşılaşacağı kıtlığın dile getirilmesi gerekmektedir.

Cenab-ı Hak, bu durumu gündeme getirerek Mekke halkını akıllarını başlarına almaları konusunda uyarmasına rağmen onların umursamaz bir tavır içinde olduklarını ifade eden ayetlerini inzal eder. Bu ayetlerde onları düşünmeye davet ederek müşrik önderlerinin beyinsizce hareket ettiklerini, adeta yüzükoyun süründüklerini belirtir. Dahası bu gidişatla onların yollarının çıkmaz sokak olduğunu ifade eder. Hz.Muhammed’in@ ise ilahi rehberlik sayesinde dosdoğru yolda hareket ettiğini ve hedefine kolaylıkla ulaşacağını belirtir.

21-22- Peki, Allah rızkınızı kesecek olursa, sizi kim rızıklandıracak? Doğrusu, onlar azgınlık ve nefret içinde direnmektedirler. Düşünün bir; Yüzükoyun kapanıp yerde sürünen mi doğru yoldadır / varılacak yere daha kolayca ulaşır, yoksa dümdüz yolda düzgün şekilde yürüyen mi? (Mülk Suresi 21-22)

Cenab-ı Hak, kullarını yaratan, onlara gözler, gönüller ve duyu organları veren olmasına rağmen kullarının kendisine yönelmemesinden şikayet eder ve elçisi vasıtasıyla onları kendisine yönelmeye davet eder. Onlara verdiği duyu organlarını kullanmalarını yani gözlerini açmalarını, kafalarını çalıştırmalarını, kalplerini yumuşatmalarını ve mesajlarına kulak vermelerini ister. Çünkü gidişatları iyi değildir. Bu gidişle yaptıklarının hesabını veremeyecekleri bir sürece doğru yol almakta olduklarını ve bu hesaptan kaçamayacaklarını ifade eder.  Onlar hem bu dünya da İslam Cumhuriyetine karşı yenilip hesap verecekleri hem de ahirette Yüce Divanda hesap verecekleri konusunda uyarır.

Fakat onlar bu uyarıyı da kulak ardı ederler ve tehdit edildikleri hesap vaktinin ne zaman olacağını alaycı bir şekilde sorarlar.  Aslında onların bu soruları cevap almak için değildir. Onlar kendilerini çok güçlü gördükleri için yeni kurulan Medine İslam Cumhuriyetinin kendilerini asla yenemeyeceğini ve dolayısıyla yaptıklarından kimsenin hesap soramayacağı düşüncesinden kaynaklanmaktaydı. Cenab-ı Hak ise elçisine onların sorusuna cevap olarak bu hesaplaşma gününün zamanını ancak kendisinin bildiğini söylemesini emreder.  Ama bu yıkım azabının ve hesaplaşmanın eninde sonunda geleceğini ve geldikten sonra “işte sorduğunuz sorunun cevabı” şeklinde yaşayarak göreceklerini ifade buyurur.

23-27-De ki; “Sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve gönüller veren O’dur. Sizin şükrünüz ne de az! Sizi yeryüzünde üretip türeten O’dur. Ve sonunda O’nun huzurunda toplanacaksınız.” Onlar ise; “Eğer doğru söylüyorsanız, bu vaat (yıkım azabı / inkılap) ne zaman? De ki; “Bunu yalnız Allah bilir. Ben ise sadece açık ve kesin bir tarzda uyarırım.” O yıkım azabı başlarına gelince inkâr edenlerin kederden yüzleri kararır. Kendilerine; “İşte sizin isteyip durduğunuz şey budur!” denilir. (Mülk Suresi 23-27)

Cenab-ı Hak onları bir hususta daha düşünmeye çağırır. Ama bu çağrısında onları kendi nefisleri ile baş başa bırakacak bir yol izler. Şöyle ki bu mücadelede o müşriklerin kavim rekabeti alışkanlıkları nedeniyle Hz.Muhammed@ ve yandaşları ile sürekli bir rekabet halinde olmalarını bir kenara koyarak düşünmelerini sağlar. Diyelim ki Resulullah@ bu mücadelesinde yenildi. O takdirde müşrikler günahkâr ve azgınlıklarından dolayı azap göreceklerini kendilerinin gayet iyi bildiklerini ifade eder. Cenab-ı Hak, işte bu azaptan nasıl kurtulacaklarını onlara sormalarını ister. Hz.Muhammed’in@ zafer kazanması halinde ise zaten onların yıkım azabı ile yüzyüze gelecekleri çok açıktır ve o takdirde de onların hiç şansları yoktur. Fakat onların davet edildikleri sistemin sahibi Allah, çok Rahmandır. Bu sistemin temel paradigması O’nun Rahmaniyetidir. Dolayısıyla tez elden gidilen yanlış yoldan dönülecek olursa bağışlanacaklar ve azaba uğramayacakları gibi rahmete nail olacaklardır. Aksi takdirde yanlış yaptıklarını yaşayarak göreceklerdir.

 

28-29- De ki; “Allah beni ve beraberimdeki müminleri, bu işimizde başarısız kılıp helâk edebilir,  ya da merhamet edip zafer ihsan edebilir, bu O’nun bileceği iş, Fakat söyleyin bakalım siz kâfirleri o acı azaptan kim kurtarır?” De ki; “Sizi imana dâvet ettiğimiz İlah, RAHMANDIR. Biz O’na iman ettik. O’na tevekkül ettik. Siz kimin apaçık bir yanlışlık içinde olduğunu yakında öğrenirsiniz. (Mülk Suresi 28-29)

 

Cenab-ı Hak surenin sonunda Mekkelilerin Hz.Muhammed’i@ dolayısıyla Diriliş / Hayat kaynaklarını kaybetmek üzere olduklarını bir metaforla anlatır;

“Nasıl ki Rahman olan Allah sizlere merhamet ediyor ve sizlerin en hayati ihtiyacınız olan suyu ihsan ediyorsa aynı ölçüde önemli diğer bir ihtiyacınız olan sosyal alanın düzenlenmesi konusundaki ihtiyacınızı da gidermek için sizlere talimatlarını / ilahi öğretilerini gönderiyor. Ama sizin bu yaptıklarınız dolayısıyla O sizin suyunuzu yerin dibine çekerek kaynaklarınızı kurutması misalindeki gibi ilahi öğretinin taşıyıcısı Mekke’den hicret edip Medine’ye gidecek olursa o takdirde size yol gösterecek hayat damarlarınız kurumuş olacak. Bir daha size yol gösterici rehberi de bulamayacaksınız. Vakit varken gelin Resulü Ekrem’e katılın ki dirilesiniz.”

 

30- De ki: “Söyleyin bana; şayet suyunuz çekilir, yerin dibine giderse, o akan tatlı suyu, kim getirebilir size?” (Mülk Suresi 30)

bottom of page